* Bazı sosyal medya profillerinde, kürsüden çekilen
fotoğrafların paylaşıldığını görüyorum. Kürsüde duran, takım elbiseli veya şık
giyimli bir hanımefendi/beyefendi (böyle cinsiyetçi olmuyor değil mi; birey mi
desek, bireyefendi mi) arzıendam etmekte.
Kürsüden bakılan tarafın fotoğrafı olsa da baksak? Yıllar
önce bir yerde denk gelmiştim, memleketinde haber yaptırmış bir meslektaş. Yurt
dışında bir yerde kürsü bulmuş, takımı çekmiş, fotoğrafı çektirmiş. Yerel
gazetede haber: “Bilmem kim bilmem nerede Avrupa’ya ders verdi!” Ortada ders
filan yok tabii, oraya gezmeye giderken veya bir etkinliği izlerken, kalabalık
dağılmış, çektirmiş fotoğrafını, ders vermiş olmuş, ne güzel… Kürsülere
aldanmayalım. Hatta, kişiler gerçekten çıkıyorsa da aldanmayalım. Çok çektik
kürsülerden…
* “En sevdiğin koku nedir?” sorusuna cevap olarak,
akla yağmurdan sonra toprak kokusu, doğada temiz hava kokusu, deniz kokusu,
hatta para kokusu vs. denir, malum. Bir koku daha ekleyeyim: Montajdan hemen
sonra IKEA dolap kokusu… “Buraya iyi oldu yaa.” yorumlarıyla… Geldi mi burnunuza?
İyidir bence.
* Karikatür yeteneğim olsaydı, Pınar Denizli reklam
panosu görmeden toplu taşımayla A noktasından B noktasına gidilememeyi çizmek
isterdim sanıyorum, Umut Sarıkaya tarzı böyle, iyi olurdu. Derken aklıma Umut Sarıkaya’nın
Colin Farrell’in Sivaslılara benzemesini konu ettiği karikatür geldi aklıma,
yukarıya iliştirelim bakalım.
* Son dönemin en absürt haberlerinden biri
(ülkemizdeki hukuki gelişmeleri saymazsak tabii), Trump’a benzediği için canı
bağışlanan Bangladeşli kurbanlık manda haberi. Habere göre; Bangladeş İçişleri
Bakanlığı olaya el koymuş, son dakika kararıyla kesim iptal edilmiş, alıcının
parası iade edilmiş ve manda Trump, yeni ve güvenli yuvası olan Dakka Ulusal
Hayvanat Bahçesi’ne transfer edilmiş. Ne diyelim ki buna? Amerikan mandası işte…
Bir yandan, ekşisözlük rumuzu gibi: “Trump’a benzediği için canı
bağışlanan Bangladeşli kurbanlık manda”. Yukarıda mandayı değil, Sarıkaya’yı
tercih ettim, iyi yaptım.
* Arada şöyle kısa videolar peyda oluyor: “Bilmem nereye
gitmeden önce dikkat etmeniz gereken şeyler”. Tabii gezmeyi seven insanlarız,
dikkatimizi çekiyor arada; ancak o kadar suyu çıkmış ki işin. Bir anda hesap açıp
bunlarla dalga geçmek bile geliyor içimden. Ama ne gerek var tabii. “ABD’deyken
mekanlara girerken kapıyı çekiyorsunuz, mekândan çıkarken kapıyı itiyorsunuz”. Yahu
bırak da şahıs onu anlayabilsin, kendi denesin. “Çok önemli bir bilgi, yurt
dışında ülkelerin kendi para birimleri oluyor ve onları kullanıyorsunuz. O
nedenle paranızı bozmanız gerekiyor”. İyi…
Fark ettiyseniz “iki film birden” çektik. Süper değil tabii; bizden. Hadi bakalım…

