28 Şubat 2026 Cumartesi

Bir ASM Sabahından Notlar


 

Altı ayda bir kan tahlili vermek adettendir; hele ki Dante’yi, yani ömrünüzün ortasını geçmişseniz. Bu durumda da özel hastanelere gidip birkaç binlik olmaktansa, kısaca ASM denilen aile sağlık merkezlerine gidip “meccani” bir şekilde kan verebilirsiniz.

2010’dan beri bildiğim, ara vermekle birlikte yaklaşık on yıl gittiğim mahallemizin ASM’sinde yeniden kan verme ihtiyacı hasıl oldu.

Son dönem gittiğimde e-nabız sisteminden randevu oluşturamıyordum; “randevuya uygun değil” gibi bir not geliyordu. Niye uygun değildi, bilmiyordum tabii. Ama en son şansımı denediğimde, ertesi gün sabah 8.30’da randevumu aldım. Bunun şu avantajı oluyor; sabah erkenden gidenlere sekreter numara vermekle birlikte, internetten randevu alanların saati gelirse o önden girebiliyor. İşim çok kısa, 8.35’te girsem en kötü, 8.40’ta çıkarım, sonra da işe…

Bu rahatlıkla saat 8.30 sularında ASM’ye gittiğimde ortalıkta kimse yoktu, bir yaşlıca teyze, bir genç kız vardı. Sonra, yaşlıca teyzeden daha az yaşlıca bir amca geldi. Sekreter amca da -ki 2010’da da vardı, hâlâ var- bahçede bir şeylerle ilgileniyordu. İlk gelen yaşlıca teyze, bu saatten sonra her gelene “Ben ilk sıradayım, genç kız ikinci, sonra bu beyefendi (ben oluyorum)” şeklinde herkese sıralamayı açıklıyordu. Sonra gelenlere de benden sonra gelenler, “Önce bu hanımefendi, sonra bu hanım, sonra bu delikanlı (ben oluyorum)” diye açıklıyorlardı sırayı.

Derken sekreter amca saat 8.45 gibi yerine geçti ve her gelene, “saat 9’da başlıyor” açıklamalarını yaptı. Her zaman olduğu gibi bir doktor eğitimdeydi, gelmeyecekti, yerine bilmemkim hanım bakacaktı, diğeri de öğleden sonra gelecekti. Sabah gelenlere de, benim de doktorum olan hanımefendi, yani bilmemkim hanım bakacaktı. Üç doktorluk bir ASM burası.

Saat 8.30’da randevu alınabilmekle birlikte saat 9’da hasta kabul edilecek olmasını yadırgasam da, yıllar boyu yaşadıklarımdan dolayı üstüne düşmüyorum. Ancak bu nedenle işine geç kalacaklar, hatta kendi doktoru öğleden sonra geleceği için sabahki bilmemkime yönlendirilemeyen, ilaç yazsa bile tahlil girişi yapamayan (veya tam tersi) hastalar var. “Ben şimdi 3,5 saat doktorumu mu bekleyeceğim?” diyen adama sekreter amca, “Sen bi’ otur hele” ile yatıştırıyor ağabeyi. Sekreter amca, “Sen bi’ bekle”, “Sen bi’ otur”larla en az 16 yıldır idare ediyor kurumu.

Normalde sekreter amca, gelenlere kare bloknot kâğıdında elle sayıları yazıyor, gelenlere bu kâğıtları veriyor, hastalar numaraları takip ediyordu. Ancak sekreter amca konuyu çok da takip etmediği ve yaşlı hastalar kafalarına göre doktorun odasına girdiği için sekreter amca, “Şimdi 10. hastanın sırası.” derken, doktor odasından kâğıdında 14 yazan kişi çıkabiliyor, kâğıdında 8 yazan kişi, “Bana ne zaman sıra gelecek?” diyebiliyordu.

Şimdi bu sistem terk edilmiş; her gelenin TC kimlik numarası sisteme yazılıyor, hasta sıraya ekleniyor. Doktorun kapısının üzerindeki ekranda sıralar belirleniyor. ASM’mizde devrim… Yalnız ben ekranda kendi adımı göremiyorum, internetten almışım randevuyu, ama benden sonra gelenlerin ve internetten randevu almayanların isimleri var, benim ve benden sonra gelen, yaşı bana yakın e-nabızcı kadının ismi ekranda yok. “Bizim de mi TC’mizi yazdırmamız gerekiyor?” diye soruyoruz. “Gerek yok.” diyor sekreter amca. Tabii sekreter amcanın cümlelerini yazdığım gibi okursanız pek gerçeği yansıtmaz. Çünkü amcanın özelliği; gelenleri dinlememesi gibi, Türkçe konusunda da direnç göstermesi. Bildiğim 16 yıldır Türkçe konuşmamakta ısrarcı amcamıza birkaç ısrarım ve amcanın “Gerek yok yahu, kapıda bekle, hasta çıkınca girersin”leri sonrası doktor hanım beni sistemde görebiliyor ki, adımı sesleniyor. Yoksa o kalabalık ve maskesiz güruhu yararak “Sıra bende.” demek çok zor.

Bu arada paragraf açalım, o an ASM’de 15 kişi varsa 10’u birbirini tanıyor zaten; “Aa merhaba, yoktunuz bir süredir?”, “Kızınızı evlendirmişsiniz hayırlı olsun.”, “Sizin yazlık ne tarafa düşüyordu?”, “Geçen sizin dünürünüze rastladım kasapta.” gibi cümleler yankılanıyor ASM’mizde, bir yandan da sosyalleşme merkezi orası.

Neyse, tahlil istediğimi söylüyor, 2 dakika olmadan odadan çıkıyorum. Bu kez sekreter amcanın bana verdiği kâğıtla kan tahlili sıramı bekliyorum, kâğıtta şu yazıyor: “Kan 3”. Eski günler geliyor aklıma, göz seğiriyor. Herhâlde burada sıramı kaptırmam diye düşünüyorum, zaten “Kan 1” ve “Kan 2” yaşlı bir çift. Aramıza biri giriyor ama hamile kadın. Bir avazda kurtarsın…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder